gidiyorlar

Kasım 27, 2006 at 2:38 am (msn spacedekiler)

hiç boyle hissetmemiştim ayrıığı, bu sefer farklı bi ayrılık olacak. annemden ayrılacağım bi süre. yolculuk kutsal topraklara, annemin yıllardır hayalini kurduğu ve umarım hakkını vererek döneceği yer. ama bu ayrılık farklı işte. ankara ya bi saatlik mesafede olmayacak annem bu sefer, bambaska diyarlarda olacak. hiç annemi uzun süre görmeğim olmadı mı? oldu ama o zaman bi gercek vardı. annem iki adım otemdeydi, ani bir kararlar ” anne ben eve geliyorum” diyebiliyordum. simdi yalnız bi bayram gecirecegim. annemler olmayacak. onlar bizden once bayrama baslayacaklar. simdiden dusunurken bile gariban hissediyorum kendimi. aslında ne kadar bağlıymışım da farketmiyormuşum. insan gitgide ayrılıklara alışmıyor, ayrılıklar biriktikçe daha çok yaralıyor. birde onların orda aklına bile gelmeyecegim. yıllardır hayal ettikleri yerde olacaklar, farklı mesguliyetleri olacak. kocaman kız olan ben herseyi idare edebiliyo olacagım. oyle olur gibi de, aklımın bi ucunda olan özlemi saymazsak. onlar mutlu die benim de mutlu olmam gerek. annelerinin elinden tutmus cocukları gorunce yuzumde bi tebessum olmalı. bu bayram anneme “beni erken kaldırma nolur” diyemeyeceğim. bu bayram bi garip gececek…

hebasbug

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

seni özledim

Kasım 5, 2006 at 2:36 am (msn spacedekiler)

sensiz maça gittim bugun, kimseye de mac var, gidelim demedim hafta içi, zaten sen yoksun die kimseye de soylemek gelmedi içimden. macın ortasında elimde telefon senin gelmeni beklemedim, mactan cıkınca aksam da degildi zaten, resim falan da yoktu bu sefer, yerimden kıpırdamakta gelmedi içimden, burda olsan ve gelemesen de olurdu ama yoksun yanımda. olmadıgın kadar gonulden ırak degilsin ama, yerin dolmayacagını, kimsenin sen olmayacagının farkındayım cokcana, işin acısı seni özlemek, mesaj cektigimde aynı ilin farklı bolgelerine gitmiyor mesajım, aynı ulkenin baska sehirlerine gidiyor. belki de baska ulkelere gidecek yakında. keske burda olsan yapmadıgımız herseyi yapsak. bazen dusunuyorumda beni nasıl alttan alıyorsun anlamıyorum, seni o kdr bastan cıkarmama ragmen, benim yuzumden yanlıslar yapsanda. bi telefonun diger ucundasın biliyorum, Zeyno geliyorum desem iki elin kandada olsa beni beklersin biliyorum. aynı seyleri farklı zamanlarda soyledik birbirimize, aynı ateste yandık, bazen anlamadık bile birbirimizi ama bilmiyorum sende farklı ne var. malatya sokaklarında kayboluslarımız var aklımda.
- zeynep nerdeyiz?
- bilmiyorum
- bende bilmiyorum :)

kaybolurken bile mutluyduk ama, geride bıraktıklarımızdan sikayetci olmadık seninle hiç. keske oyle yapmasaydık demedik hiç. hiç gidemedigimiz bursa var gidilecek sehirler arasında. her gidişinde beni aradaıgın ama benim bir turlu gidemedigim. trabzon sokaklarında dolasmak varmıs seninle, 16 saat hayatımın en uzun yolculugunda seninle olmak varmıs, senin telefonun sarjını bitirmem varmıs, seninse bana kızman bile tatlıydı. anladıgını biliyordum cunku :) maştide yemek yemek, zor bela otobuslere yetişmek. ben gergin sen aksine sakin :)
hiç olmayacak belki bi daha aynı sehirde olmamız ama aynı sehir için kacıp gelecegimide biliyorum :)
bu sefer daha deli maceralara atılacagımızı da, arkamda hakikaten mutlu bi dun bırakacagımı da. ankara sokaklarında serseri serseri dolasmak senle ayrı guzelmiş, yazık gec anlamısım :(
anlayabilmekte guzel tabi. ortak milyon seyimiz varken aslında hiç farkında degilim, sen bensin, ben senim, o kadar alısmısım ki farketmiyorum bile…

hebasbug

Kalıcı Bağlantı 2 Yorumlar

hiç olmayacak bişey istiyorum

Kasım 5, 2006 at 2:35 am (msn spacedekiler)

gecmişe donmek istiyorum, cok daha masum oldugumuz zamanlara, insanların da masum oldugunu dusundugumuz zamanlara. daha saf arkadaslıkların oldugu, dostum, kankam derken daha içten soylenildigi zamanlara, arkadaların basit seyler için satılmadıgı, kullanıp atılmadıgı zamanlara. buyudukce daha cok kirleniyoruz sanırım. buyudukce hersey daha cok degerini yitiriyor. sarkılar gibi arkadaslıklarda oluyor. dostların yerini yenileri alıyor. baskalarıyla paylasmaya baslıyoruz.kızdırdıgımızı bilsekte kuru bi ozurden ileri gitmiyor soylediklerimiz. içi bos bir ozur. yalnız oluyoruz artık, zorunlu kalabalıkların içine giriyoruz. ne kadar guvensekte arkadan vuruluyoruz. her darbede daha kopuyoruz. hep yanlıs tanımısım diyoruz ama hiç bir zaman dogru tanıyamıyoruz. teoriler ucusuyo ortada. her zaman yanılacagımızı kabul ederek dolanıyoruz. belkide kızların dunyası boyle, yada ben cok sey bekliyorum. ama istedigim bişi varsa o da gecmişe donmek. isyan etmek geliyor içimden, belki de bu benim sınavım. tek dostu unuttugumun sınavı. yanlıs sevgilerin etrafımı sardıgının sınavı. kimseyi sevmedigimi farkediyorum bazen, bazen onu nasıl sevebilirler diyorum. ya da artık sevemedigimi farkediyorum. sevgi kelimesinin ayaklar altına alındıgını dusunuyorum, degersiz yere kullanmaktan kacıyorum. kalabalıkların içinde yapayalnız yasıyoruz aslında. konusurken aslında dinlenmedigimiz bi kalabalıkta. yalnız kalmayıp yalnız oldugumuz bi hayatta bosa kurek cekiyoruz. belki bi sinirle yazılmıs satırlar ama yanlıs olmadıgını dusundugum satırlar. keske yanılsam dedigim satırlar. korkuyorum, bende mi oyleyim sorusu beynimi kusatmıs. cevaplamaya korkuyorum, yediremiyorum kendime. hayatımı temizlemek istiyorum, yeni bir baslangıc falan, ya buna cesaretim var mı? eskiyi bulamayacagını bilmenin girdabındayım. boguluyorum ama riske atılmadan yasanmayacagını da biliyorum.
bilkentte son yıl (insallah). benden goturdukleri kattıklarından cok daha fazla, basladıgımız gibi sonunu getiremedik, parcalanmıs hayatlarla dolu, mutlu olan insanların mutlu olmam sebepleri ortada, sıradan insanlar surusune katılmıslar, surukleniyorlar. etrafımdaki insanların gun ve gun ve bu suruye katılmalarından bıktım, cekip almak cok zor, cunku kolay olan tercih ediliyor, kendi ayakları uzerinde durmaktansa suruklenmeyi tercih ediyorlar. onlardan olmak istemiyorum, onların etrafımda olmalarını da…
gecmişe donmek istiyorum. suruye uymadıgımız, dunyanın altını ustune getirdigimiz zamanlara…

hebasbug

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın

farkındalık

Kasım 5, 2006 at 2:34 am (msn spacedekiler)

kaybettiklerinin eksikligini farkedince baslar yıkımlar, once bi sarsılır insan, kaybederken farkında olmadıgı için, sonra geriye donusun olmadıgını farkeder, acıdır guzellikleri kaybetmek. tekrar kalkmaya gucunun olmadıgını farkedince ise dibe vurdugunu farkeder. gidilebilinecek en son yerdir. otesi yok zaten. yada oyle gelir insana, nerdeydim, nerdeyim sorgusu baslar, bazıları kararlar alır geri kalkmak için bazıları iyice salar, insanın içinde istek olmazsa salması muhtemeldir. geri toplanmak için yasamaya amacı olmalı insanın, yaptıgı her seyin bi amacı. gecenin karanlıgında uyumayıp ayakta kalmanın,YAZI YAZAMAMANIN bi sebebi olmalı. kelimeleri bir araya getirip cumle olusturamamanın, kafandakilerin milyon parca olmasının ve bir araya gelememesinin. işte bu kadar dagılmısım. aynı konu içinde milyon konuya girme potansiyelim var, ama basa donup okuyunca hiç bişi katmayacagını da biliyorum. bu bir vakit kaybı. buraya kadar gelmişseniz sonuna kadar gitmeyin derim. ben karalamaya, dunyayı kirletmeye devam edecegim ama, amacım amacsızlık, o kadar cumle kuruphiçbirine “nokta” koymuyorum, sebebini bilmiyorum ama bitmiyor soylemek istediklerim cunku soyleyemiyorum. ben yerimde sayarken benim onumden insanlar gecti. ben hala geride kalma ve adım atmama durumundayım. kendime soz geciremiyorum. bunları neden itiraf ediyorum ki?
insan neden yazamaz, bari bunu sorgulayım. dolmadıgım için yazmıyorum. duygularım cosmuyor, belkide costugu yerleri ben kabul etmiyorum. sanırım boyle oldu, kendime itiraf etmekten kactım, bilinmesinden kactı, yada cok konustum konustukca yazamadım. duraklamaya girdim, sırada gerileme mi var, bi ara yıkılıp yeniden de kurulabilirim, ama ben hala virguller koyuyorum yazıya, bitmesini istemiyorum cunku bombos oldu, ama silmeyecegimide biliyorum.
insan kendini tanımayabilir mi? yoksa gercekleri itiraf etmekten mi kacar? ikincisi daha muhtemel. yada yasadıklarını tanımlayamaz. sanırım koptum, umitlenip bosa cıkınca. hersey evet derken, hayır oldu, dunyam yıkıldı, dunyamın temelini yanlıs yere tasımısım, simdi yeniden kurmaya baslıyorum ama kacarak. insan neden kacar? gormek, duymak, bilmek istemiyorum ve bu yuzden kacıyorum, ama içimdeki merak yuzunden herseyi silip atamıyorum. silip atmak için ne lazım? kocaman bi nefret belki, boyle bi anda suclayıp bir daha gormek istememek. gorunce eski duygular depresmeyebilir mi? bunu becerdim olabiliyor, belki bir sarkıda aklınıza geliyor ama gulup geciliyor. simdi kacmak istedigim daha buyuk birşey, ve de tanımsız. soyledigim hersey de acaba içim oyle diyormu diye sorguluyorum, dilimle kalbim ters mi dusmeye basladı, yada beynimle kalbim. bilmiyorum ama bildigim bir sey var o da bu gidiş iyi degil,

hebasbug

Kalıcı Bağlantı Yorum Yapın