dupeduz sacmaliklar, beyindeki dusunce sarsintilari
baby, did you fotget to take meds?
sanirim ewt, kafamda bi miyon tane dusunce var, hepsi anlamsiz, aslinda anlamli olanlari dusunmemek icin anlamsiz olanlardan uretiyorum surekli, arka fonda bi gitar sesi, placebo meds soyleyip duruyo, sozlerini bildigim nadir sarkilardan, bagira bagira soylenesi deli bi sarki zaten, baby, did you forget to…sorumluluklarimdan kacarken bi yerde bogulacagim ama neresi bilmiyorum. disardan mukemmel toplamis gibi gorunurken, aslinda darmadaginigim. ayakta kalma mucadelelerini bir tarafa birakmis, ruzgar ne tarafa savurursa o tarafa gidiyorum. aslinda feci bi itiraf bu beni taniyanlara, bi kasik karamelli pudingle tadlanan gecemde -ki aslinda kesinlikle tatli yiyesim yok- nedense gercekleri kabullenebiliyorum. hic bir edebi degeri yok bu yazinin. hatta sonuna bile gelinmemeli, okunmamali, arada okuyup kendime ceki duzen vermeliyim belkide. bi dostun bana dustugum noktayi gostermesi gibi. sevkat tokadi hala gelmedi yada geldide onu bile anlamadim. tamamen duzmece bi dunyadayim. sevdiklerim yok, sevmediklerimi seviyo gibi gozukup, icimde firtinalar koparan insanlari hayatimdan uzak tutmak icin icimdeki kini bastiriyorum.soylemek istediklerim icime atip, maskemi takip duymak istenileni soyluyorum. hayatin karmasasini bi cuvala basip, kendime kucuk bi dunya kurdum. hic bisi dusunmeden ye,ic, yat dunyasina ayak uydurdum. isin kotusu memnunum. sonun cok feci patlicagini bildigim icin, ani bi olumle olmemek icin dua ediyorum. kafamda ya bi kaza olursa sorusu surekli caksa bile ben hala umursamiyorum. bi gun o soruyuda unuturum ne de olsa. herseyden siyrilip sadece ve sadece kendimle kalmak istiyorum. imkansizi istiyorum sanirim. okul bitse, aslinda bitmesini istemiyorum, ne yapacagimin karmasasini bi kenara birakip dustugum yerden kalkmam gerek. ve beni benden baskasi kaldiramaz bunu da biliyorum.
yavas yavas kaybettigim dostlarimla doluyor etrafim. buyudukce baglar zayifliyor. gormek istemedigim insanlar var, gorunce konusamadigim dostlarim. yakinda bu da olmucak desemde, aslinda kendimi alistirmak icin soylesemde yinede gercekler rahatsiz edici.oyle olmasa boyle olmazdi, keskeler soyluyorum artik. bole bi halede gelcekmisiz. yakinda haftada 1 e, ordan ayda 1 e, ordan yilda 1 e dusecek gorusmeler bekliyor, farkindayim ama aci veriyor. gercekleri onceden dogru tahmin edebilsemde sadece kanayacak yaralara bant bulmak kaliyor, kanatmamak gibi bi sans yok zaten. surec belli, yasanacaklar belli. sahte bi gulumseyle mutluymus gibi gozukecegim yine, gulecegim, sakasinaydi deyip gonul alacagim ama icimde bi yer hep kanicak. ilk kezde degil son kezde olmucak. bir bir elimden ucacak insanlar var, her kanat cirpislarinda ellerimi yirticaklar, bense icimdeki ses SIKI tut desede serbest birakacagim, ucarken tirnaklarini ellerime batirip gitcekler, onlar mutlu ucarken ben kanayan ellerle kalacagim.
bi ikizim olsaydi keske, benim yarim olacak bi ikiz. dogustan beraber dogdugum ve beni hic yalniz birakmayacak. neden nicin sorgulamayacak bi ikiz. herseyde bi ikiz. yazmadan, konusmadan beni anlicak, beni duyabilecek bi ikiz…
dost kaybetmek
eksiden alinti
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=10731288
çoğu zaman acı değil acınası olan durum…
unuttuğunu zannederken bir anda hatırlanan, gözyaşları bitti sanarken sabaha kadar hıçkıra hıçkıra ağlatan, ayaktayım sanarken boşluğa düşüren…
düşünürsünüz. birlikte büyümüşsünüzdür, aynı beşikte yatmışsınız. siz hiç onsuz olmamışsınızdır. o da sizsiz. çoğu zaman konuşmadan anlaşmışsınızdır. hep aynı şeyleri sevmişsinizdir* sevmediklerinizi sevdirecek başka insan da yoktur zaten.
o kadar yakınsınızdır ki birlikte nefes alırsınız artık. bir saniye şaşmaz. şaşarsa yaşayamazsınız zaten. birbirinizin “kalp atışı”sınızdır. ne varsa değerli hayatta, ne varsa sevilebilecek, ne varsa uğruna ölünebilecek siz hepsinin üstünde tutarsınız birbirinizi. deliler gibi güvenirsiniz birbirinize.
“camdan bir küre olsa hayatım ve onu korumam gerekse yaşamak için, sana verirdim. çünkü kimse onu senden iyi koruyamaz. biliyorum ben bile senin gibi koruyamam”
sesini duymak için bahaneye ihtiyacınız yoktur. saatiniz yoktur. onunlayken dünya durur. hatta adını duyduğunuzda ya da sadece düşündüğünüzde. birbirinizi hatırlamak için bir şarkıyı, bir filmi, bir tatlıyı bahane edersiniz. ve bir şiiri…
“ankaraya öyle yakışırdı ki kar
asfaltlar ışıldar
buz tutardı resmi yalanlar”bizi ayırır mı mesafe diye düşünürsünüz araya yollar girdikten sonra. ama son bir görüşme yıllar sonra, laf arasında söylenmiş ve gerçeği bütün çıplaklığıyla gözler önüne seren bir söz yeter anlamanıza
“ankaraya giden bir daha gelmesin”
ve hiç duyulmayacak, bilinmeyecek, gizli kapaklı yazılmış bir şiir açıklar yine gerçeği size. öncekiler gibi aleni değildir ama bu sefer içte bir yerdedir şiir
“yine bir istanbul ayrılığından,
yardan, yarenden ayrı
ankara yollarında
sessiz, isimsiz bir radyoda
ankara şiiri isleniyor yılmaz erdoğanın dudaklarında
oysa benim kulaklarım başka sözler duyuyor
başka birinin sesinden
“ankaraya giden gelmesin diyor”
o kadar içten söylüyor ki
bilmiyor
ankaraya giden bir daha hiç gelmiyor”artık nefesiniz yarım, kalp atışınız yoktur. ve o zaman anlarsınız dostunuzu kaybettiğinizde siz de artık yaşayamazsınız….
(acemiyazar, 06.04.2007 03:22)